En Gündem: Haber & Yaşam

© 2026 En Gündem: Haber & Yaşam

Kan değerlerindeki sürekli yükseklik ihmal edilmemeli

Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, kan değerlerindeki sürekli yüksekliğin kronik myeloproliferatif hastalıkların habercisi olabileceğini ve erken tanının önemini anlattı.

Kan değerlerindeki sürekli yükseklik ihmal edilmemeli

Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, rutin kan tahlillerinde görülen hemoglobin, hematokrit, trombosit veya beyaz kan hücresi yüksekliğinin her zaman masum olmayabileceğini söyledi. Medicana Bursa Hastanesi'nde görev yapan Durusoy, kronik myeloproliferatif hastalıkların erken teşhis edilmesinin damar tıkanıklığı, kanama ve diğer ciddi komplikasyonları önlemede kritik olduğunu vurguladı.

Kronik myeloproliferatif hastalıklar nedir?

Kemik iliğinin normalden fazla kan hücresi üretmesiyle ortaya çıkan kronik myeloproliferatif hastalıkların hematolojide sık görülen kronik kan hastalıkları arasında yer aldığını belirten Durusoy, bu grupta en sık polisitemia vera, esansiyel trombositemi ve myelofibrozis görüldüğünü ifade etti.

Durusoy'a göre polisitemia verada kırmızı kan hücreleri, esansiyel trombositemide ise trombositler normalin üzerine çıkıyor. Bazı hastalarda beyaz kan hücrelerinde de yükseklik görülebiliyor. Myelofibroziste ise zamanla kemik iliğinde bağ dokusu artışı gelişebiliyor; buna bağlı olarak kansızlık, dalak büyümesi ve genel durum bozukluğu ortaya çıkabiliyor.

Belirtiler ve tanı süreci

Bu hastalıkların önemli bir kısmı rutin kan tetkikleri sırasında tesadüfen saptanıyor. Ancak baş ağrısı, yüzde kızarıklık, kulak çınlaması, görme bulanıklığı, el ve ayaklarda yanma hissi, sıcak banyo sonrası yoğun kaşıntı, karında dolgunluk, dalak büyümesi, halsizlik ve kilo kaybı da belirtiler arasında yer alabiliyor. Bazı hastalarda ilk bulgu damar tıkanıklığı, pıhtı oluşumu veya daha nadiren kanama olabiliyor.

Kan değerlerindeki yüksekliğin yalnızca laboratuvar bulgusu olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Durusoy, "Kan değerlerim biraz yüksek ama herhangi bir şikâyetim yok" diyen hastalarda bile pıhtı ve kanama gibi ciddi komplikasyonların önüne geçmenin hedeflendiğini belirtti. İleri yaş, daha önce damar tıkanıklığı geçirmiş olmak, çok yüksek trombosit değerleri, kalp-damar hastalıkları ve hastalığın genetik özellikleri tedavi planını etkiliyor.

Tanıda tam kan sayımı, periferik yayma, demir metabolizması testleri ve eritropoetin düzeyinin yanı sıra JAK2, CALR ve MPL mutasyon analizleri kullanılıyor. Durusoy, bazı hastalarda daha kapsamlı moleküler inceleme sağlayan yeni nesil dizileme (NGS) testlerinden de yararlanıldığını, bu değerlendirmelerin hastalığın biyolojik özelliklerini ve risk durumunu daha doğru belirlemeye yardımcı olduğunu söyledi.

Kronik myeloproliferatif hastalıkların birbirine benzer laboratuvar belirtileri gösterebildiğini belirten Durusoy, kemik iliği biyopsisinin kritik önemde olduğunu vurguladı. Polisitemia vera, esansiyel trombositemi ve erken dönem myelofibrozis bazı hastalarda benzer kan değerleriyle görülebiliyor. Kemik iliğinin hücresel yapısı, megakaryositlerin özellikleri ve fibrozis derecesi değerlendirilerek hastalığın gerçek alt tipi belirleniyor.

Tedavi hastaya göre planlanıyor

Durusoy, tedavinin tek bir standart yöntemden oluşmadığını, hastanın riskine göre planlama yapıldığını anlattı. Polisitemia verada hematokriti güvenli düzeyde tutmak için flebotomi, düşük doz aspirin, hücre azaltıcı ilaçlar, interferon tedavileri veya JAK inhibitörleri kullanılabiliyor. Esansiyel trombositemide trombosit yüksekliğine bağlı pıhtı ve kanama riski dengeleniyor; myelofibroziste ise dalak büyüklüğü, kansızlık, sistemik belirtiler ve risk grubuna göre tedavi belirleniyor. Uygun hastalarda kök hücre nakli de gündeme gelebiliyor.

Bu hastalıkların genellikle uzun yıllar takip edilebilen kronik hastalıklar olduğunu söyleyen Durusoy, düzenli hematoloji kontrollerinin hastalığın değişikliklerini erken dönemde fark etmek açısından önemli olduğunu ifade etti. Kan değerleri sürekli yüksek seyreden, tekrarlayan damar tıkanıklığı veya açıklanamayan kanama öyküsü bulunan, dalak büyümesi, halsizlik, kilo kaybı ya da diğer sistemik yakınmaları olan kişilerin vakit kaybetmeden hematoloji uzmanına başvurması gerektiğini belirtti.

Haberlerimizi Google'da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin