Bursa'nın İnegöl ilçesinde yaklaşık 145 yıldır aynı aile tarafından sürdürülen fıçıcılık geleneği, beşinci kuşağa ulaştı. Erkuş ailesi, dededen toruna aktarılan zanaatı atölyede yaşatmaya devam ediyor.
145 yıllık fıçıcılık nasıl sürdü?
Romanya'dan Türkiye'ye uzanan aile geçmişiyle dikkat çeken fıçıcılık mesleği, İnegöl'deki atölyede geleneksel yöntemlerle sürdürülüyor. Seçilen ağaçlar ateş ve ustalıkla şekillendirilerek fıçıya dönüştürülüyor.

Ailenin üçüncü kuşak temsilcisi 81 yaşındaki Erdoğan Erkuş, mesleğe 1956-57 yıllarında başladığını söyledi. Erkuş, "Bu mesleğe 1956-57 yıllarında başladım. Babamın zoruyla, bisikletin arkasında beni dükkâna getirip götürmesiyle bu mesleği öğrendim. Allah bin kere razı olsun. Ellerimde çeşitli kesikler, yaralar var. Ama bunlar benim için tatlı şeyler. Bunlara baktıkça eskileri anımsıyorum" dedi.

Erkuş ailesinde kuşaklar boyunca aktarılan zanaat
Erdoğan Erkuş, ailedeki fıçıcılık geçmişinin Romanya'dan Türkiye'ye göç eden büyük dedeye kadar uzandığını anlattı. Erkuş, "Babamdan önce dedem Romanya'dan Türkiye'ye göç etmiş. Bursa'da bir padişahın yanında çalışmış. Daha sonra çeşitli mesleklerde bulunmuş. Ancak baba mesleği, dede mesleği ve dedesinin dedesinden kalan fıçıcılığı bırakmamış. O dönemde bu işi yapan çok az olduğu için yaptığı fıçılara büyük rağbet olmuş" diye konuştu.
Ailede mesleği devralan Orhan Erkuş da 1995 yılında askerden döndükten sonra babasının yanında çıraklık yapmaya başladığını belirterek, "Dördüncü kuşak olarak bu fıçı mesleğini yapıyoruz. Babalarımızdan, atalarımızdan gelen bir meslek. 1995'te askerden geldikten sonra, 22 yaşında babamın yanında çıraklığını yaptım. Babam sağ olsun, mesleğin bütün detaylarını öğretti. 145 yıldır bu meslek ailemizde gelenek haline geldi" dedi.

Fıçı yapımında kullanılan kerestelerin İnegöl ve Türkiye'nin farklı bölgelerinden temin edildiği, her ağacın fıçıya uygun olmadığı belirtildi. Orhan Erkuş, "Kerestelerimizi İnegöl civarından ve Türkiye'nin farklı bölgelerinden tedarik ediyoruz. Her tahta fıçı olmuyor. Kerestelerin içerisinden özenle seçim yapıyoruz. Daha sonra işlemlerini gerçekleştiriyoruz. Ardından içeride ateş yakarak geleneksel yöntemlerle fıçıyı büküyoruz ve bombeli şeklini veriyoruz" ifadelerini kullandı.

Beşinci kuşak da atölyede öğreniyor
Ailenin beşinci kuşak temsilcisi 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Eren Erkuş ise hem eğitimini sürdürüyor hem de atölyede mesleği öğreniyor. Eren Erkuş, "21 yaşındayım, üniversite öğrencisiyim. Aynı zamanda burada bu işin çıraklığını yapıyorum. Bu meslek 145 yıl önce dedemin dedesinden kalmış. Dedem bu mesleği bizlere öğretiyor. Babamın ve amcamın yanında öğrenmeye çalışıyorum" dedi.
Atölyede çocukluğundan bu yana ağacın kokusuyla büyüdüğünü söyleyen Eren Erkuş, "Marmara Bölgesi'nde yetişen ağaçlarla uğraşıyorum. Burada o ağacın kokusunu alarak çalışıyorum. Artık buna alıştım ve hoşuma gidiyor. Öncelikle ağaçları özenle seçiyoruz. Çünkü her ağaçtan fıçı olmuyor. Ağaçları seçtikten sonra onları fıçı yapılabilecek hale getiriyoruz. Ardından ateşimizi yakıyoruz ve fıçıyı kıvırmaya başlıyoruz" diye konuştu.

Eren Erkuş, "Unutulmaya yüz tutmuş bu mesleği, bu zanaatı biz devam ettirmeye çalışacağız. Çünkü artık bizde bir gelenek oldu. Ben beşinci kuşağım, babam dördüncü kuşak, dedem üçüncü kuşak. İnşallah bu böyle benden sonraki nesillerde de devam edecek" sözleriyle aile geleneğini sürdürme kararlılığını dile getirdi.