Kalp krizi belirtilerinin göz ardı edilmemesi gerektiği uyarısı yeniden gündeme gelirken, Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güngören kulak memesindeki Frank işareti ile kalp hastalığı arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Güngören, bu çizginin tek başına hastalık anlamına gelmediğini söyledi.
Kalp krizi belirtileri kişiden kişiye değişebiliyor
Medicana Ataköy Hastanesi'nden Doç. Dr. Fatih Güngören, kalp krizinin ilk belirtilerinin herkeste aynı şekilde ortaya çıkmadığını belirtti. Bazı hastalarda göğüs ağrısı, bazılarında nefes darlığı, bayılma ya da çarpıntı görülebildiğini ifade eden Güngören, yaşlılar, şeker hastaları ve fiziksel nörolojik problemleri olan kişilerde ilk işaretin nefes darlığı ya da genel durumda ani bozulma olabileceğini söyledi.
Hastaların çoğunlukla göğsün ön bölgesinden başlayıp kola veya sırta yayılabilen ağrıyla acile başvurduğunu aktaran Güngören, EKG'de ST elevasyonu görülmesi halinde hastanın acil anjiyografiye alınması gerektiğini vurguladı. Bu süreçte hedefin, ilk tıbbi temastan itibaren 120 dakika içinde uygun tedaviye ulaşmak olduğunu belirtti.
Frank işareti tek başına tanı koydurmuyor
Sosyal medyada sıkça konuşulan kulak memesindeki diagonal çizgiye değinen Güngören, yapılan bazı çalışmalarda bu bulgunun kalp damar hastalığı olan kişilerde daha sık görüldüğüne ilişkin korelasyon bulunduğunu anlattı. Ancak her Frank işareti olan kişide kalp damar problemi olduğu sonucunun çıkarılamayacağını, değerlendirmede eşlik eden hastalıklar ve risk faktörlerinin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Güngören, bu nedenle her hastaya doğrudan anjiyo ya da koroner BT anjiyografi yapılmasının doğru olmadığını, önce kişinin kardiyovasküler risklerinin ortaya konulması gerektiğini ifade etti. Hareketsiz yaşam, sigara, aşırı alkol tüketimi, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol ve ailede genç yaşta kalp krizi öyküsünün önemli risk faktörleri arasında yer aldığını hatırlattı.
Stres ve düzenli kontrolün kalp sağlığındaki rolü
Stresin de kalp sağlığını etkileyebileceğini belirten Doç. Dr. Fatih Güngören, adrenalin ve kortizol gibi stres hormonlarının tansiyonu ve nabzı yükseltebildiğini söyledi. Damar içinde plak bulunan kişilerde yoğun stresin, plağın yırtılması ve pıhtı oluşumu gibi süreçlere katkı sağlayabileceğini aktardı.
Düzenli kontrollerin önemine dikkat çeken Güngören, ailede genç yaşta kalp krizi öyküsü olanların 40 yaşını beklemeden değerlendirilmesi gerektiğini, erkeklerde genel olarak 40 yaşından sonra, kadınlarda ise menopoz dönemi ve sonrasında kardiyovasküler risk değerlendirmesi yapılmasının önemli olduğunu kaydetti.