Altın Portakal Film Festivali'nde görüntü yönetmenliği ve senaryo üzerine iki söyleşi düzenlendi. Etkinlikler, Antalya'daki 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali programında.
"Parasızlıktan korkmayın." Görüntü yönetmeni Uğur İçbak'ın kısa film üretimine dair bu tavsiyesi, söyleşilerden birinde öne çıktı.
Gizem İbak, kısa filmin çekim sürecini anlattı
"Yönetmen-Görüntü Yönetmeni İlişkisi ve Sinemada Yeni Teknolojiler" başlıklı atölyeye İçbak ile yönetmen Gizem İbak katıldı. İkili, birlikte çektikleri "Eudaimonia" kısa filminden örneklerle işbirliğini konuştu. İçbak için ön hazırlık ve proje geliştirme sürecindeki titizlik önemliydi. İbak ise yönetmenin hayalini görüntü yönetmenine aktarabilmesi gerektiğini anlattı.

İbak'ın tasarladığı sahne, ana oyuncunun tek planda kesintisiz oyununa devam ettiği, arkadaki yol akarken diğer oyuncuların geriye dönüşlerde değiştiği bir çekim gerektiriyordu. İbak, o sahne için 2-3 milyon kadar paraya ihtiyaç duyulduğunu, stüdyo kullanımının o dönem günlük 400 bin liraya mal olduğunu söyledi. Motion control ekipmanı ve çalışacak kişiler de ek masraf çıkarıyordu. "Zaten olmaz" diyerek kendilerini sansürlememeleri gerektiğini söyleyen İbak, imkân bulmak için kapıları çaldı.
Stüdyoya ikinci ziyaretinde storyboard ve ön hazırlık çalışmasını gösterdi ve üçüncü görüşmede gerçek bir görüşme yapabildi. Dördüncü ya da beşinci gidişinde ise stüdyo ekibinden, çekim olursa bunu portfolyolarına koyabilecekleri yanıtını aldı. İbak, o dönem yapay zekânın bugünkü kadar etkin olmadığını ve storyboard'u elle hazırladığını da anlattı.

Proje için en az 7 kamerayla çekilmiş 360 derece yol görüntüsü gerekiyordu. İbak, görüntüyü bulmak için akşam 7'de Los Angeles, Japonya ve Londra'daki şirket şubelerine e-posta gönderdi ve orada sabah 7 olduğunu, konuyu gün başladıktan sonra değerlendireceklerini bildiren yanıtı aldı. Dakikası bin dolar olan görüntüleri komisyon hakları olmadan göndermeyi kabul ettiler. İbak, filmin 15 kez bırakılabileceğini ancak tamamlandığını söyledi.
İçbak, kısa filmler için ücret talep etmediğini, bütçesi olanların parayı ekibe harcaması gerektiğini söyledi. Mehmet Aslantuğ'un da aynı şekilde davrandığını ekleyen İçbak, İbak'ın projeye ciddi biçimde hazırlandığını anlattı.
Yarkın ve Canpolat yapay zekâyı tartıştı
"Geleceğin Senaryosu" panelinde Dr. Ebru Yarkın ile senarist Eylem Canpolat, yapay zekânın senaryo yazımına etkisini değerlendirdi. Yarkın'a göre asıl mesele, teknolojiyle üretimin yanında insan kalabilmek, insan emeği ve ahlak üzerine konuşmak. "Mesele sadece yapay zekâyla üretmek değil, yapay zekâya rağmen insan kalabilmek" dedi.

Canpolat, senaristliğin yapay zekânın meslekleri elinden alacağına dair listelerde ilk üçte yer aldığını söyledi. Televizyon dizisi yazan Canpolat, her hafta 120 sayfa ve 30-35 hafta boyunca çalıştıklarını, yapay zekânın bu iş yükünü hafifletebileceğini anlatarak yapay zekânın konulara, temalara ya da anlatılmak istenen derde karar vermesi hâlinde senaristin ortağı mı, head writer'ı mı yoksa asistanı mı olacağı sorularının yanıtının yapay zekâyı kullanan senariste bağlı olduğunu kaydetti.
Canpolat, ABD'de senaristlerin yapay zekâ şirketlerinden telif talep ettiğini ve yapımcılarla yapılan sözleşmelerde yapay zekâ ürünü içeriklerin açıklanmasına yönelik maddelerin yer aldığını aktardı. Deneyimli olup sektörde iş bulamayan bazı senaristlerin yapay zekâ sistemlerini geliştirmek için çalıştırıldığını da söyledi. Yarkın'ın sözleriyle, "Birileri işimizi elimizden alacak ama bu, yapay zekâ değil, yapay zekâyı yönetenler olacak."